Dark'n Stars
ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7 Yasak

Dark'n Stars


 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş
 

 ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
a-sosyal
..::υzмαη üує::..
..::υzмαη üує::..
a-sosyal

Mesaj Sayısı : 454
Rep Gücü : 870
Doğum tarihi : 08/04/93
Yaş : 26
Lakap : _BY_ACABA_

ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7 Empty
MesajKonu: ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7   ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7 I_icon_minitimeÇarş. Nis. 01, 2009 8:43 am

Bedensel Hazırlık
Bedensel açıdan kendini yorgun hisseden bir öğrencinin derse konsantre olması mümkün değildir. Çünkü bedensel problemler, zihnin odaklanma gücünü ve potansiyelini azaltacaktır. Zihindeki dağınıklık, beraberinde dikkat dağılmasına neden olacağından öğrenciden verimli ders çalışması beklenemez. Bedene, dayanabileceği sınırın ötesinde yüklenilmesi, bedeni yoran önemli unsurlardan birisidir. Nasıl mı? Örneğin ders çalışmak için gece uykusunu üç saate indirmek gibi. İnsan vücudu üç saatlik bir uykuyla kendini toparlayamaz. Bu durum insan bedeninin yorgunluğunu atamaması anlamına geldiği gibi, üç saatin dışında devamlı aktif olan bir beden potansiyel olarak çökmeye hazırdır. Kendine bu şekilde eziyet eden bir öğrencinin çalıştığı konuları doğru algılaması mümkün değildir. Bunun tersi için de aynı şey söz konusudur. Gününün büyük bir bölümünü yatakta uyuyarak ya da uyuklayarak geçiren bir öğrenci, devamlı yorgunluk ve bitkinlik hisseder; tıpkı koalalar gibi. Koalaları herhalde birçoğunuz duymuştur. Avustralya'da yaşayan, kangurularla akrabalığı olan bir canlı türü. Genelde ağaç üzerinde yaşıyorlar. Ağaçtan indikleri pek görülmüyor. Koalaların ilginç olan yönleri uykuya ve yemeğe olan düşkünlükleri. Günlük ortalama uyku süreleri on dokuz saat olan bu hayvanlar uyumadan önce yaklaşık bir kilo yaprağı afiyetle mideye indiriyorlar. Hayatları, yemekle uyku arasında sürüp gidiyor. Umarım ki içinizde aynı nitelikleri taşıyan öğrenci sayısı azdır (!).
Bedende yorgunluğa sebep olan bir diğer faktör de ders çalışırken uygun beden duruşuyla çalışmamadır. Masaya oturduğunuzda kendinden bezmiş, bitmiş, tükenmiş bir öğrenci portresi çizmeyin. Çünkü beyin bu duruşu algılar ve ona göre pozisyon belirler. Göğüsleri içe çökmüş, omuzları aşağıda, yüz hatlarından bezmişlik ve tükenmişlik okunan bir öğrencinin çalışacak mecali olmadığını, onu o halde gören herkes anlar. O nedenle beyne doğru mesajları ileten beden duruşuyla masanızın başına oturun. Bunun için düzgün bir soluk alıp, göğüslerinizi ve omuzlarınızı dik konuma getirin. Gözlerinize bakan, kendinize olan inancınızı ve güveninizi bakışlarınızda yakalasın. Gözler kalbin aynasıdır demişler. Biz de bu söze gözler beynin de aynasıdır diye yeni bir ekleme yapalım. Ders çalışacak öğrenci masaya oturuşundan, beden duruşundan anlaşılır. Çevrenizdekilere, size baktıklarında ne gördüklerini sorun. İnşallah doğru şeyler görüyorlardır.
Organizmayı rahatsız eden bir diğer unsur, göz mesafesinin yanlış ayarlanmasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi bilgile-rin büyük bir kısmı göz yoluyla elde edildiği için, gözümüzün okunan ya da seyredilen materyale sağlık açısından ideal bir mesafede olması gereklidir. Çünkü gözümüz bize sadece bu sene lazım değil. Özellikle bazı meslekleri düşünen arkadaşlar (harp okulları, pilotluk gibi) için göz sağlığını koruma çok daha önemlidir.
Göz sağlığı için ne gibi tedbirler alınmalı? Öncelikle okuduğunuz materyale olan uzaklığınızı ideal mesafeye ayarlayın. Uzmanlar bunun otuz santim civarında olması gerektiğini ifade ediyorlar. Bu rakam, okunan metindeki yazı karakterine, sayfanın niteliğine de bağlı. Ayrıca gözle kitap arasındaki açının 43° civarında olması gerektiğini söylüyorlar. Bir diğer dikkat edilecek nokta, daha önce çalışılacak mekanın düzenlenmesinde de işlediğim, ışığın konumu. Tekrar hatırlatmak için söylüyorum; ışık ne doğrudan göze gelmeli ne de gölgeniz okuduğunuz metnin üzerine düşmeli. Çalışma sırasında ister istemez gözde yorgunluk emareleri belirebilir. Bu emareleri yok edip gözü dinlendirebilmek için palming yöntemini kullanın. Yani avuçlarınızı birbirine sürtüp ısıttıktan sonra avuç içlerinizi belli bir süre göz kapaklarınızın üzerine hafifçe dokundurun. Aralıklarla yapılan bu masaj gözünüzü rahatlatacaktır.
Derse başlamadan önce yapılacak bir diğer şey de yemek vakitlerinin ve çeşitlerinin ayarlanmasıdır. Derse başlamadan en az 40-45 dakika önce yemeğinizi yemiş olmanız şart. Bunu daha önce de belirtmiştim; yemekten hemen sonra kanın büyük bir kısmı mide bölgesinde dolaştığından, beynin en önemli gıdası olan kan beyne yeterli düzeyde gitmez. Ayrıca yemek, bedeninizi hantallaştırıp, uyuşturur. Bir de yenilen yemek çeşitlerine dikkat edilmesi gerekiyor. Güne başlarken mutlaka güzel bir kahvaltı yapın. Sabah kahvaltınızı tost, simit ve benzeri yiyeceklerle geçiştirmeyin. Günlük olarak dört grup besinden de (meyve-sebze, tahıldan elde edilen ekmek gibi yiyecekler, süt ve türevleri, et ve türevleri) yemeye çalışın. Aşırı yağlı ve şekerli besinler organizmayı ağırlaştırır ve olumsuz etkiler. Özellikle akşamları bu tür yiyeceklerden uzak durun. Beslenmenizde sebze ve meyvelere ağırlık verin.
Bir de zayıflamayı takıntı haline getiren gençlerimiz var. Özellikle bayanlar biraz daha önem veriyor diyet programlarına. Bu sene yeni şeyler denemeye, bedensel dengenizi bozacak türde yenilikler yapmaya çalışmayın. Biraz toplu da olsanız bünyeniz bu duruma adapte olmuştur. Bedeninizin kurmuş olduğu düzeni bozmanız, sizi hem zihinsel hem de organik açıdan belli problemlerle karşı karşıya getirecektir.
Burada şunu da belirtmek istiyorum; zihinsel ve bedensel değişikliğin yanısıra, aşırı psikolojik değişikliklere de müsaade etmeyin. Mesela bu sene duygusal yönden etkileyecek, çalışma düzeninizi ve konsantrasyonunuzu bozacak ilişkilerden (aşık olma)kaçının. Her ne kadar gönül ferman dinlemez derler ama sizin gibi öğrencilerin başarılı olabilmesi için dinlemesi gerekiyor (!).
İnsan beyni ayaktayken, oturmasına göre daha iyi performans gösteriyor. Konuları daha iyi algılayabiliyor. Peki ayakta mı ders dinleyelim diye bir soru aklınıza geliyor olabilir. Özellikle sözel dersleri tekrar ederken ya da arkadaşlarınıza anlatırken bu yolu tercih edebilirsiniz. Milattan önceki yıllarda yaşayan, hepinizin tanıdığı ünlü bir filozof öğrencileriyle gezerek ders işliyormuş. Aristo, gezerek felsefi konuları öğrencilerine aktardığı için onun okuluna peripatos (gezinenler) okulu adı verilmiş. Bunu da bir not olarak düşeyim.
Gelelim ders çalışırken görülen ve esneme belirtileriyle geliyorum diyen uyku problemine. Ders çalışırken uykunun gelmesinin belli başlı nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: Bir önceki gün yetersiz uyumayla karşımıza çıkan bedensel yorgunluk, konuya karşı duyulan ilgisizlik, ders çalışılan odanın havalandırmaya müsait olmaması veya aşırı sıcak olması, doğru nefes almayı bilmeme.
Şimdi teker teker bu problemleri ele alalım. Bedenin ve insan beyninin dinlenebilmesi için günlük gerekli olan uyku süresi 6 ila 8 saat arasın-da değişmekte. Burada farklılık bünyeden ve alışkanlıklardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla, verilen bu rakamların altında uyku uyuyorsanız ders çalışırken uykunuzun gelmesi son derece normaldir. Elinizden geldiğince günlük düzenli bir uyku periyodu izleyin. Aynı saatlerde yatıp, aynı saatlerde kalkmaya çalışın. Bedeninizi sık sık yaptığınız değişiklerle sıkıntıya sokmayın.
Konuya karşı ilgi duymaya, konuyu ilgi çeker hale getirmeye gayret edin. Bunun yollarını daha önce ele almıştım (görsel malzemeler kullanma, senaryolaştırma vb.). Ayrıca şunu da aklınızdan çıkarmayın ki, hoşlanmadığınız konuyu çalışmama gibi bir lükse sahip değilsiniz. Uyuklamaya ya da uykunun gelmesine sebep olan bir diğer faktör de çalışılan odanın havalandırmaya elverişli olmaması. Odanın havalandırılması beyne yeterli seviyede oksijenin ulaşması için önemli bir faktör. Çalışılan ortamın, ideal bir sıcaklıkta olmaması da uykuya sebep olabilir.
Uykuya veya uyuklamaya sebep olan bir başka faktör ise doğru nefes almayı bilmeme. Doğru nefes alma, hem beyni oksijen açısından besler hem de stresin bedende oluşturduğu olumsuz etkileri azaltır. Peki doğru nefes nasıl alınır? Aslında hepimiz doğduğumuzda doğru nefes alıyor idik ancak büyüdükçe ne yazık ki, işleyen bu mekanizmayı bozduk. Bebeklere dikkat edin, nefes alırken ilk önce göğüsleri değil diyafram bölgeleri şişer. Yine uyuyan insanlara dikkat ettiğinizde de aynı şeyi görürsünüz. Bedenin otomatik düzeni ne zaman devreden çıkıp bizim irademize geçiyor, işte problemler o zaman başlıyor. Doğru nefeste ilk önce diyafram dediğimiz bölge yani karın bölgesinde şişme olur. Eğer ilk önce ciğer bölgeniz şişiyorsa doğru nefes almıyorsunuz demektir. İdeal bir nefes, alındığı sürenin iki katı içeride tutulur ve alındığı süreye eşit sürede dışarıya verilir. Yani 2 sn'de alınıyorsa nefes 4 sn içeride tutulmalı, 2 sn'de dışarı verilmelidir.


Soruların Yanlıs Yapılma SebepLeri
Şimdi gelelim sıkça muhatap olduğum sorulardan biri olan "Çalıştığım halde netlerimde neden artış yok?" sorusuna. Bir sorunun yanlış cevaplanmasının nedenlerini üç ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlar: Bilgi eksikliği, dikkatsizlik ve muhakeme gücünün yetersizliği.
Teker teker bu problemleri ve çözüm yollarını irdeleyelim. Eğer yanlış yaptığınız sorular henüz o konuyu çalışmadığınızdan dolayıysa, bir diğer ifadeyle bilgi eksikliğinden kaynaklanıyorsa, ileride eğer bu konulara çalışırsanız netlerinizde artış olacağına şüphe yoktur. Ancak çalıştığınız konularla ilgili sorularda çok fazla hata yapıyorsanız, size tavsiyem işlediğiniz konuları sorularla yeniden tekrarlamanızdır.
Soruları yanlış cevaplamaya neden olan bir diğer faktör de dikkat eksikliğidir.
Bu problemi çözmek için ilk olarak dikkatsizliğinizin nedenlerini ortaya çıkarmaya çalışın. Çalıştığınız ortamdaki dikkat dağıtan unsurlar, bedensel rahatsızlıklar, zihni dağınıklık, acelecilikten kaynaklanan yanlış algılamalar dikkatsizliği doğuran temel faktörlerdir. Bu faktörlerin nasıl ortadan kaldırılacağını, bedensel ve zihinsel hazırlıkta ele almıştım. Bütün bunların yanında eğer soru metnindeki olumsuz ifadelerden, altı çizili sözcüklerden kaynaklanan hatalar var ise, tamamı bu nitelikte sorulardan oluşan testlerle dikkatinizi bu tip sorularda yoğunlaştırabilirsiniz. Elinizdeki dökümanlardan bu tip sorular bulup, onları fotokopiyle çoğaltarak kesip, testler oluşturabilirsiniz. Böylece yapacağınız egzersizlerle yanlış algılamayı ortadan kaldırma şansınız olur.
Soruların yanlış yanıtlanmasına neden olan bir diğer faktör de muhakeme gücünün yetersizliğidir. ÖSS sorularının büyük bir kısmı (özellikle sözel sorular) bilgiden daha çok muhakeme gücüyle çözülebilecek niteliktedir. Sakına bu cümleden hareketle, konu çalışmanın bir faydası yoktur gibi yanlış bir genellemeye gitmeyin. Öğrendiğiniz bilgiler okuduğunuz metindeki ilişkiyi, istenilen şeyi daha hızlı ve doğru algılayabilmeniz için şarttır. Bunun yanında, bu tip soruların doğru olarak yanıtlanabilmesi, bol soru çözmeye bağlıdır. Çünkü bol soru çözerek zamanla sorunun hazırlanma biçimini, soru hazırlayanın mantığını, neyi istediğini sezmeye ve anlamaya başlarsınız. Bu tip problem yaşayan öğrencilere tavsiyem bol soru çözerek bu yeteneklerini geliştirmeleri. Ayrıca kitap okumak da bu türdeki soruları doğru anlayıp doğru yorumlamada yardımcı bir unsur olacaktır. Kitap okuma alışkanlığı kazanmış olanlar diğer öğrencilere göre biraz daha avantajlı diyebiliriz. Şu ana kadar böyle bir alışkanlığı kazanamamış olanlar için de tavsiyem, zaman kaybetmeden, az da olsa kitap okumaya başlamalarıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://osmanlitarihi.yetkinforum.com
 
ÖSS'CİLER İÇİN SÜPER DÖKÜMAN 7
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dark'n Stars :: | Eğitim & Öğretim | :: | Rehberlik & Danışmanlık |-
Buraya geçin: